DOKTOR DERGİSİ 27.sayı yazısı
HİÇ YORULMAYAN YÜREKLER YAŞAR BU ADRESTE
Hekim olmak bir meslekten ,bir görevden ziyade büyük bir aşktır gönüllerde . Sohbetlere konu olur ; paylaşılası anıları daha bir güzelleştirir ve yerleştirir yüreklere. Ve yapılan fedakarlıklar onu her geçen an daha büyük çivilerle çakar benliğimize. Kurtulmak isteyen kim ...Bu çiviler acıtmaz , bu çiviler bedenimizin ruhumuzun zehrini temizler . Biz bu yola girerken herşeyi olmasa da pek çok sıkıntının bizi beklediğini bilerek başkoymuşuzdur bir kere . Yol yorgunu yürekler zaman zaman kısa molalar vererek güç kazanır her sabah daha bir enerjik başlayabilmektir amaç .Bu aşk bitmez ; bu aşk hep büyüyerek sarar hayatımızı . Daha top koşturacağımız pek çok ikinci , beşinci , bir milyonuncu sahalar mevcutken durmak da bize yakışmaz zaten .
Gerçeklerin belki de en büyüğü iyileştirmeye , korumaya , esirgemeye olan bitip tükenmeyen isteğimiz. Bu öyle bir duygudur ki belki de daha yeni doğduğumuz sıralarda işlenmiş yüreklerimize. Belki anneciğimizin yanağımıza kondurduğu öpücükten almış kaynağını ya da sıkı sıkı sarıldığımız dedeciğimizin şefkatinden .Paylaşıma açık ruhları yalayıp geçen duygular bunlar . Kucak açtığımız hastalarımıza sunduğumuz en gerçek duygularımız . Bazı bazı unutup da her acı ile kapımızı çalan yüzde gördüklerimiz ; bizi harekete geçiren ve en zayıf anımızda yeniden başlatan hayata ...
Yemyeşil kırların ortasında da çıkmaz aklımızdan ; deprem enkazlarının önünde de . “Vermek” bizim en doğal eylemimiz . “Çok” gibi ; “Pek” gibi pek çok edat da ulanarak meslek aşkımızda yoğrulup dururuz biz yıllar boyu . Pes etmemek bundan olsa gerek .
Semiha isminde bir hekim tanıdım ben . Yıllarını ambulans hekimi olarak geçirmiş ama ruhundaki bu “vermek” eylemi hiç tükenmemiş dağ gibi bir hekim. Yoluna hep başka başka diyarlarda devam etmiş ve kendini hep hastalarına , o acı dolu yüzlere adamış . Gün gelmiş biz hastane hekimlerinin ulaşamadığı dağlara , kuytulara çıkmış hastasını almaya .Yorulmuş uykusuz kalmış ; belli bir mekanı olmadan yıllarca hizmet vermiş vatanına . Kıymet bilmek mi bizimkisi en iyi şartlarda çalışırken şikayet etmek .Yüzlerce acı dolu yüzün önünü doldurduğu polikliniklerden şikayet etmek ; koltuğumuzda otururken ve de akşam sıcak yuvamıza ulaşırken . Semra hep güldü ; başını yastığına her koyduğunda şükretti mesleğine . Zor hep vardı ve de olacaktı .Ama zor’u zor yapan bizleriz . Olmaması da ellerimizde .Herşey yürekte başlar yürekte biter . Her zorluktaki güzel şeyleri görmek için de ruhumuzdaki pası zaman zaman temizlemeliyiz belki de. Ben Semiha hanımdan çok şey öğrendim sizlerin de öğreneceği pek çok şeyi var başka başka Semiha’lardan . Mesleğimiz öyle çetin bir savaş ki sırtımızda en ağır yüklerle dolaşırken hastane koridorlarında dimdik ayakta durmak zorundayız . Hasta olabiliriz , yorgun olabiliriz , yüreğimiz acılarla dolu olabilir ama bütün acılar zamanla diner . Ağırlıklar hissedilmez olur birkaç adım sonrasında . Hepimizin bir kahramanı vardır ve de olacaktır . Benim pekçok kahramanım var .Kendimi en zayıf hissettiğim anlarda kimi bir koridorun başında çıkar karşıma , kimi bir pansuman odasında . Hani yüzüne baktığınızda herşeyi unuttuğunuz ,o konuşurken kelimelerinde kaybolduğunuz dostlarınız vardır ya ; işte ben onlardan bahsediyorum .
Sevdiğim bir dostum geçenlerde bir kitap önerdi bana : “ Sahi nedir gerçek dediğimiz şey ? “ . Kitap okumayı pek sevmesem de ( çok ayıp biliyorum ) gidip aldım .Öğrenecek çok şeyim vardı daha . Ve okudukça kayboldum sayfalarında . Sizlere de öneririm , okuması kolay büyülü bir dille yazılmış . Kısa hikayelerle süslü bir ruh dersi kitabı . Her anlatılan hikaye ayrı bir güzellik ayrı bir incelik . Sıkılmaya imkan yok kendini görüyor insan sayfalarda . Çantamda sürekli ; şu sıralarda gücüm tükendikçe açıyorum yeniden okumak için . Alın size bir kahraman daha , üstelik bir değil birden çok kahramanla dolu ...
Yaşamaktan korktuğumuz anlarda acılarımızı unutturan şefkat dolu bir mesleğimiz var ; bizlerin en büyük şanslarından birisi de bu zaten . Bunca yıldır katlanıyorsak onca strese , en ağır şartlara nedeni budur diye düşünüyorum bazı bazı . Bizler bembeyaz önlüklerle çıkıyoruz hergün en büyük şavaşlara . Adsız melekler , adsız kartallar gibi uçup duruyoruz oradan oraya . Akan kanları , bazen de yaşları durdurmaya adamışız hayatımızı . Karikatürlere de konu oluyoruz ; kitaplara da . Çeşitlilik kaçınılmaz . Tıpkı vermenin kaçınılmazlığı gibi . . .
Dayan hekimim dayan
Uçsuz bucaksız bir sevdadır yolun inan
Vermek özünden
Gönül gözünden
Şefkat ellerinden dökülsün
Gözyaşlarına , açık yaralara bastır parmaklarını
Güneş ışılarıyla doldur tüm haneleri
Sevmeyi öğret ; sevilmeyi de belki de
İhtiyacın olan tüm güç o kocaman yüreğinde
Pes etme hekimim
Savaşlar hiç bitmez mesleğinde
Sonsuz ol ; sınırsız ol
İnsanların sensiz yaşaması zor
Nice adsız kahramanlardan biri de sen ol
Çaresiz yüzleri ,elleri tut avuçlarında
Yıkılası viranelerin temel desteği ol
Ve korkma hekimim ; yüreğindeki sevgin yegane yoldaşındır
TÜM HEKİMLERE ; TÜM ADSIZ KAHRAMANLARA ULAŞMAK DİLEĞİMLE
Dr.Pakize DEMİRKALEM
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Genel Cerrahi ABD
...