Doktor Dergisi Yazım

 

İÇİNİZDEKİ ÇOCUK BU SABAH SİZDEN NE İSTİYOR ?

 

Bir zamanlar bizlerde çocuktuk .

Bir zamanlar bizler de ağlardık.

Bayramlarda en güzel giysilerimizi giyip stadyumları doldururduk ; en sevdiğimiz pantolonumuzu giyip en sevdiğimiz arkadaşlarımızla sokaklarda oyunlarlar oynardık.

 

Şimdi ayaklarımızın altında  dolanan ve anne  baba diye bağırışan  çocuklarımızdık biz de bir zamanlar . Kendi anne babalarımızın başına dert olan ve gecelerce onları uykusuz bırakan minik elli, minik ayaklı, ucundan tuttuğu herşeyi devirip geçen,duvarları renkli kalemlerle çizen,defterimizdeki yazıları sildiğimizde ortaya çıkan silgi parçalarını ısırıp bir kenara atan,olabildiğince heyecanlı ,gamsız, yürüyen insan yavrularıydık.

Gün geldi bizler de büyüdük .Gülümsemeyi , şikayet etmeyi ,dedikodu yapmayı,arkadaşlar edinmeyi, sınavlara girmeyi,meslek sahibi olmayı ,insanları iyileştirmeyi,ameliyatlar yapmayı ve de evlat yetiştirmeyi öğrendik.

 

Çocukluk anılarımızsa hep bir yerlerde kaldı .Oysa hepsi ayrı hikayelerdi . Miniminnacık hayal dünyamızın koskocaman  hayallerini yaşadık.Hatırladıklarımızın ne kadarına ulaştık bilmiyorum ama ben kendi adıma renkli  çocuk dünyamı koruduğumu biliyorum.Büyümediğimi ve büyüyemeyeceğimi de ...

 

Günlük hayatın o en sefil yalnızlığı sardığında ruhlarımızı biraz burkulduk; geçmişe dönmeyi istedik ama yapamadık çoğunlukla. Kederimizden hep kaderi suçladıysak da kabullenmeyi de öğrendik;herşeye rağmen devam etmeyi de. Kayıplarımız oldu direndik;bizim tek isteğimiz sevmek ve sevilmekti. Bir buna aç kaldık ve belki de tüm hırsımızı bundan çıkardık .Bizim tek derdimiz buydu aslında ; anne babalarımızdan ayrılıp tek başımıza kaldığımızda koruma kalkanımızı kaybettiğimizi farkettik.

Şimdi bakıyorum da ancak çocukluk hayallerini çocukluk alışkanlıklarını devam edebilenler mutlu kalmış hayatta.Çünkü bizim gamsız yanımız: çocuk yanımız aslında. Herşeyi bir yana bırakıp o en saf en dertsiz halimize , çocuk halimize döndüğümüzde mutlu olabiliyoruz.

Bitip tükenmeyen sorumlulukların eritmesine izin vermeden hayallerimizi kendi benliğimizi hafifçe sıyırıp alıyoruz aralarından. Sonra hayallerimizi  bir yaprağın üzerine bırakıp bir çiğ damlası gibi düşmesini izliyoruz avuçlarımıza.

 

 

Korkularımızla başedebilmek ve dahası onlara meydan okumanın en kolay olduğu zamanlardı çocukluk dönemlerimiz.Bizim tek korkumuz sevgiyi kaybetmekti.O hep sahip olmaya çalıştığımız ve aslında elimizde olduğunu göremediğimiz sevgiyi.

Çocuk tarafımı kaybetmekten hep çok korkmuşumdur ben . Bildiğim benim asıl koruma kalkanımın o oluşudur. En büyük kararlarımı en ciddi anlarımda değil de hep o en çocuk anlarımda vermişimdir ve de hiç pişman olmamışımdır.

 

 

Bir kurşunkalem gibidir aslında çocukluğumuz ; yazıp silerek istediğimiz şekilde yönlendirebileceğimiz;değiştirebildiğimiz ve hatalardan dönebileceğimiz. Ve bir dolmakalem gibidir yetişkinliğimiz dönülmesi mümkün olmayan hatalarla doludur defterimiz . Yazdıklarımızın üzerine çizik atmak kolaydır ama o çirkin görüntü hep defterimizde baki kalacaktır .

 

 

Hatırladığım ilk anım 3 yaşıma ait , güneşin batarken gökyüzünü hangi renklere boyadığını daha dün gibi hatırlıyorum .Uzun süre seyrettikten sonra eve gelip aynı renkleri bulmaya çalıştığımı da hatırlıyorum bembeyaz kağıt sonunda rengarenk bir hale dönüşmüştü de yine de yapamamıştım. Ve yaptığım o elma resmini , elmanın üzerindeki ışık yansımasını ve annemin bu resmi sandığa kaldırıp saklamasını . Anlayamamıştım nedenini ama onu kaybettiğimde anladım aslında elmamın yarısını  kaybetmiş olduğumu . Şiirler yazardım çocuk aklımla , annem toplardı bir yerde ve zamanın eskittiği o çizgili parşömen kağıtlarımı kalbimde eskimediğini hatırlıyorum .Şimdi hiçbiri yok elimde.

 

 

Çocukluk döneminde seyrettiğimiz filmlerin bizi ne kadar da etkilediğinin farkına vardınız mı hiç. Ben pek şaşıyorum buna. Bir film seyretmiştim  bir genç kahraman vardı ve istediği herşeyi yapardı , nedeni sorulduğunda amaan nasılsa ölüm yok ki ucunda canım sağolsun demişti. Ben bu cümleyi hiç unutmadım ve başıma gelen herşeyde bu düşüncenin etkisinde kaldım.30 yaşındayım ve hala aynı cümle geçiyor aklımdan .Bu bir iç tahlil mi yoksa bir kaçış mı bilmiyorum ama bildiğim bu düşünce tarzı ile hep tasasız hep dertsiz yaşayabildiğim. Aklıma gelen ve canımın istediği herşeyi düşünmeden yapabildiğim ve bundan büyük mutluluk duyduğum.Kimi zaman saçımda kocaman bir zambakla visite katılmak oluyor bu ; kimi zaman da ayağımda terlikle kar yağarken hastaneye yürümek.Eğer o sabah kar tanelerini bir kere  parmaklarımda hissetmek istiyorsam hiçbişey engelleyemez benim bu isteğimi.Beni üzenlere sessiz tepkiler vermek , kimi zamanda korkularımdan arınıp beklenmeyen tepkiler vermek.Görmek istemediklerimi görmemek. Davranmak ve yazmak konuşmaktan çok daha iyi yaptığım iki eylem ve ben bunları en güzel şekilde değerlendirdiğimi düşünüyorum. Genelde hayat hakkında hiçbişeyi kafasına takmayan ben sadece  ve  sadece iş konusunda kendimi kahrettiğimi görüyorum .Zira kendime verdiğim zararın bir önemi yok önemli olan başkalarına zarar vermemek.

 

 

Çocuk tarafımızın koruması altında neler yapabileceğimizi bilmiyoruz belki de . Bence sadece bir günlüğüne bir deneyin bakalım .Ne kadar mutlu edeceğinizi göreceksiniz kendinizi . Ama hiç korkmadan , ama hiç ya sonra demeden .Sonunu hiç düşünmeden.Bir sabah uyanın ve aklınıza ilk gelen şeyi yapın . Sizden kimsenin beklemediği birşeyi yapın.Ya da uzun süredir isteyip de yapamadığınız birşeyi. Veya uzun zamandır söylemek isteyip de söyleyemediğiniz bir şeyi. İnanın ucunda ölüm yok . Ya da ölümden gerisi yok. Küçük bir çocuk olduğunuzu düşünün ve aslında hiç büyümediğinizi. İnanın aslında karşınızdakilerin de çocuk olduğunu göreceksiniz.Ve böylelikle hiçbişeye şaşırmayacak  üzülmeyeceksiniz.

 

 

Çocuk tarafınızı asla kaybetmemenizi , belki uzun yıllar sonra hatırlamanızı ve hatta onsuz  sokağa çıkmamanızı  diliyorum .

 

 

Benim çocuk tarafım şimdi “tipitip” çiğnemek istiyor o nedenle şimdi aranızdan ayrılıyorum.Tıpkı eski günlerdeki gibi mutfak balkonundan atlayacağım annem görmeden bakkala gidip 3 tane alacağım sonra arka balkondan tırmanıp hepsini keyifle çiğneyeceğim.Şekeri biteni fırlatıp en uzağa atacağım Dişlerimi çürüteceğim sonra da gidip kanal tedavisi yaptıracağım.Neden mi ; çünkü benim canım öyle istiyor.

 

 

Peki eskinin çocukları şimdinin yetişkinleri , sizin içinizdeki çocuk bu sabah sizden ne istiyor ?

 

                                     Dr.Pakize DEMİRKALEM

                                Marmara Üniversitesi Genel Cerrahi ABD

                                          ...