Doktor Dergisi Yazım

 

İKİ RESİM ARASINDAKİ 7 FARKI GÖREBİLMEK

 

“Sevginin en yoğun yaşandığı ve en net biçimde görüldüğü yerlerden birisi de havaalanlarıdır” denmişti bir filmde…Ne kadar da sevmiştim o filmi ( meraklısına “Love Actually” ).Şimdi havaalanındayım ve uçağımı kaçırdığım için 3 saat beklemek zorundayım.Benim umrumda değil de gelin bunu siz bir de sevgili kocacığıma sorun.Başımı kaldırıp da o sevgiyi görmeye çalıştım ama son 45 dakikadır henüz bir şey görebilmiş değilim.Belki de neyi görmem gerektiğini bilmiyorum henüz.Ama öğrenmeye de açığım.Sevginin görülebilmesinden ziyade hissedilebildiğini sanıyordum ben…

 

 

     Kavuşmalar , kucaklaşmalar,öpüşmeler beklerken gördüğüm bağıran kızan etrafına ateş püsküren insanlar.Kongreye gidiyorum Antalya’ya.Yine bütün cerrahlar toplanıp hem tatil yapacak hem de bilim konuşacağız.Yine anı biriktirip gelecek sayıda sizlerle paylaşacağım.Hiçbir plan yapmadım bu kongre için ne dilersem onu yapacağım ama en çok da dinleneceğim.Kurşun askerler gibi dizilmiş insanlar check-in yaptırmaya çalışıyorlar.Bu mesafeden görebildiğim tek şey kimi uykusuz gözleri kıpkırmızı; kimi ciddi ve asabi bakışlı;kimi de önüne geçen kişi ile tartışmaya hazır bakışlar.Gözbebekleri kıpkırmızı hepsinin.Ben bu havaalanında sevgiyi göremedim ama bol bol kıpkırmızı göz gördüm bu da bana bir ömür yeter.Düşündüm de galiba ben sevmiyorum havaalanlarını.Veyahut da Türkiye’min renkli havaalanlarını…

 

Bu filmlere de inanmamak lazım gerek , iyice saflaştım ben niye göremiyorum ben hiçbirşey !?

 

 

     Biz Türkler ne kadar da heyecanlı asabi insanlarız.Öğrenemedik de şu sakin oturmayı,geniş olmayı.Eşim de bağırdı köpürdü sabah sabah.Senin yüzünden uçağı kaçırdık diyor;).Biliyorum ama nasılsa ölmeyeceğiz.Ne çektiysem senin bu genişliğinden çektim diyor.Gülümsüyorum.Canım sağolsun,keşke azıcık da sana geçseydi kocacığım.Sıkıntısını dindirip onu eve yolladım ben yalnız bekleyeceğim dedim.İşte kendime yeni bir oyun daha buldum.İzleme ve yorumlama.Zaten en iyi yaptığım işlerdendir bunlar.Hımm bu saatlerde hastanemin kantininde simit ve peynir yiyor olurdum ben ama bakın nerelerdeyim.Bir bekleme salonunda sevgiyi arıyorum.Henüz göremesem de çevremde  olduğunu hissetmeye başladım.Sabah mahmurluğu geçmiş herkesin, gözler biraz daha düşünceli bakıyor şimdi.Öyleyse yorumlamaya başlayalım.Bu tıpkı bir film seyretmek gibi.Hem kendi hayatımdan hem de kendim dışı hayattan birşeyler bulmak dersler çıkarmak.Bizim meslekte gözlem herşeydir bu fırsatı iyi değerlendirmeliyim.

 

 

     Büyük bir kalabalığın ortasında kahvemi yudumlarken etrafımı kasıp kavuran fırtınaya yakalanmamaya azami gayret ediyorum.Binlerce yüz ama ifadeler hep aynı.Hepsi rahatsız ve  umutsuz gözler taşıyor.Renkleri değişse de ifadeleri değişmiyor.Koşulsuz bir bekleyiş hepsinde.Ama varolmayanın sevgi olduğunu görebiliyorum.Ve perde ardında gizlenen başka eksiklerin varlığını da hissedebiliyorum.Göremiyorum şimdilik ama hissedebiliyorum.Bu bizim havaalanlarımıza özgü müdür yoksa göremeyen ben miyim.Biraz daha sakinleşebilseydik belki hayatın sunularından yeterince faydalanabilirdik.Ve o sevgiyi tutup ellerinden bekleyenlerimize veya beklenenlerimize uzatabilirdik.Kurşun askerler gibi bizleri dizen kuyruklara ihtiyacımız kalmazdı.Genişleyebilseydi yüreklerimiz bizlerde eksik olanı farkedebilecek gözlerimiz olurdu.

 

 

     Ben diyorum ki gidin bir havaalanına ve şöyle bir etrafınıza bakın.Büyük bir resim göreceksiniz.Dünyanın bir resmi bu.Ve  dış dünyayı düşünün sonra.Bu iki resmin arasında 7 fark var.Bakın bakalım 7 farkı görebilecek misiniz…

 

                                     Op Dr Pakize DEMİRKALEM

                                           Genel Cerrahi Uzmanı

                                               Atlas Hastanesi

                                           www.demirkalem.com